Herkese Merhaba,
Bu yazıma başlarken, henüz bir yayın başlığı bulamadığımı fark ettim:) Ama bahsedeceğim konu hemen hemen hepimizin yaşadığı süreçlerden oluşmakta..
Gece gece, tanınan bir iş bulma sitesinden iş ilanlarına bakarken fark ettiğim bir durum söz konusu. Özgeçmişime hem uygunluk taşıyan, hem de bu kadar uymayan yüzlerce işi bir arada bulmak mümkün. Aslında hemen hemen tüm özellikleri taşıyorum diyebilirim fakat illa ki ben de olmayan bir beklenti karşıma çıkıyor. Sanırım bu gidişle iş bulamayacağım :)
Aslında sorun iş bulmakta değil de, sabah kahvemi içtikten sonra süslenip hazırlanacağım, özenle saçlarımı tarayacağım, eşimi de öperek evden çıkacağım ve tabi en önemlisi ayaklarımın geri gitmeyeceği bir iş bulabilmek... Çok şey istedim sanki değil mi:) Bir an ben de inanamadım, evet..
Bundan önceki sağlıklı olmayan çok parlak(!) işimde çok severek çalıştığım zamanlarım oldu. Ama gerek hayat şartları, gerek şirketimizin ileri seviyeli(!) politikaları sayesinde önceki yıl işten ayrıldım. Bir bakıma iyi olduğunu söyleyebilirim aslında.
İlk haftalar çok sinirli ve kırgındım.. Sanırım sebebi hazmedememek olsa gerek. Nedenini şimdi bilmesem de, epey saydırdığım olmuştur herhalde:)
Evet, yanlış okumuyorsunuz, koskoca kurumsal bir şirkete kızgındım. Sebepleri şahsen illa ki çok fazla ama belirli bir zaman geçinceye kadar böyle saçma bir duyguyu neden yaşadığımı anlayamamıştım. Tabi bu da tecrübe ile anlaşılıyor, o da başka bir hikaye:)
Şimdi mi?
O kurumsal şirketimi görürsem teşekkür edeceğim kendilerine:) Zira bu süreçte yaşadıklarımı yaşamasaydım, şuan bu denli keyifli olamazdım. Günlerimi ve enerjimi sömüren bir kurumdan ayrılmak bana neler katmış, tahmin bile edemezsiniz...
Konuyu yine kendime getirmişim anlaşılan ama mevzu hep aynı değil mi?
Gerçekten mutlu olduğunuz işi yapıyor musunuz? Öğrencilik zamanlarınızdaki hayal ettiğiniz meslek şu an yaptığınız iş mi cidden? Hiç ayaklarınız geri gitmiyor mu? Bu sorulara verdiğiniz cevapları aklıma getirebiliyorum..
Hepimizin içinde kaynayan bir volkan var aslında. İlla ki herkesin bir yeteneği yada eğitimi var. Ama ''hayat böyle gerektiriyor, çalışmak zorundayım, geçinmek zorundayım, çocuklarımın okulu, ödenmesi gerek kira ve faturalar'' derken zaten mecbur olduğumuz işleri yapıyoruz..
Bu yaşıma kadar aklımdan yapmak istediğim o kadar çok iş geçti ki, aynısını sizin de yaşadığınızı düşünüyorum. Maymun iştahlı olmak işin cabası tabi ama yine de tutkusunu taşıdığım meslekler yok değil..
Çok mu geç yeniden başlamak için acaba... Neden seçim yapamıyorum? Bu kadar zor mu dilediğimiz işi yapabilmek?
Zor aslında...
Referans ile işe alınan çalışanlar, oturduğu koltuğu çok seven yöneticiler, sadece kâr gütme amacında olan kurumlar ve geçindirmek zorunda olduklarımız olduğu sürece, öylesine çalışmak zorunda kalacağız işte...
Amaç iş yapmak değil, para kazanmak artık.. Kimse kitap okumayı sevdiği için kütüphanede çalışamıyor, yada konservatuarda resim okuduktan sonra ressam olamıyor...
Artık kendimizi düşünme zamanı gelmedi mi sizce?
Bunu fark ettiğim günden beri an be an düşünceler içerisindeyim.
60. yaş günümde hala yaşıyor isem, geriye dönüp baktığımda çalıştığım 40 yılı sevdiğim bir işi yapmış olmayı diliyorum...
Ve sanırım yazının başlığını buldum:)
Umarım hala yeni yıl dileklerimiz kabul oluyordur, ne dersiniz?
Yazı Kuklası





Hiç yorum yok:
Yorum Gönder